cicilgostikeyi

Durum: 276 - 8 - 7 - 3 - 15.01.2019 20:19

Puan: 2315 - öğrenci

2 yıl önce kayıt oldu. 1.Nesil Moderatör.

Henüz bio girmemiş.
  • /
  • 28

elite

la casa de papel kadrosunu aynen görebileceğiniz, bu yüzden beklenti yüksek başladığınız, fakat bir süre sonra ergenus dizisine dönüşen tek sezonluk dizi.

la casa de papel

2018 in en iyi dizisi bence. kötü yorumlara aldırış etmeyin

dexter

dün akşam başladığım, ilk bölümünü izledikten sonra bıraktığım dizi. biraz the mentalist, lie to me, suits havasında, işleyiş açısından. çünkü her bölümde aslında ayni şey oluyor. sevemedim

the shining

requiem for a dream

sanırım bundan 5 yıl önce izlemiştim. ama hala bazı sahneler gözümün önünden gitmez. çok etkilenmiştim. ağlamıştım bile. kesinlikle izlemelisiniz.

black mirror: bandersnatch

çok beğendim. netflix sağ olsun dedirtti. ama kesinlikle izleyen arkadaşlarla konuşulması gereken bir senaryo. çok soru işareti var. ben henüz çözmüş değilim. bir kaz daha izlemem gerekecek sanırım. ama düşünün anladığım kısımları bile yetti. diziyi izlememiştim. başlamama sebep olacak.

bird box

bana ilk anda walking dead havası sezdiren, -kurgu coloristleri bile aynı sanki- böyle senaryolar tutuyor buradan yürüyelim dediklerini düşündüğüm, yine de hoşuma giden film. merak uyandırdı mı, evet. şaşırttı mı, sonu hariç evet. tavsiye edilir mi, tabi neden olmasın

ozark

henüz ilk bölümünü izlediğim, ilk bakışta breaking bad hissi uyandıran, bol uyuşturuculu, bol aileli, bol heyecanlı dizi.

mahmut fazıl coşkun

mahmut fazıl coşkun

türkiyede iyi film yaptıktan sonra bozmamış, kendi yolunda sessiz sakin ilerlemiş nadide sinemacılardan.
  • /
  • 28

requiem for a dream

2000 yapımı drama filmidir. hikaye can alıcıdir ve ilerledikçe grafiğin gittikçe düştüğünü görmekteyiz. gerçekten üzücü bir seyir olacaktır. ısrarla izlemenizi ancak zaman zaman rahatsız edici derecede sahnelere hazırlıklı olmanızı öneririm.
not: 7.1/10

black mirror: bandersnatch

28 aralık 2018 de yani bugün netflix tarafından sunulmuş, black mirror dizisine ek bir film. aynı zamanda ilk interaktif film olma özelliğini de taşımaktadır. bunun anlamı izleyici film kahramanın hikayesini kendi şekillendirebiliyor. çok beğendim, adeta oyun gibi yapmışlar, çok gerçekçi hatta bazı noktalarda sizde de kafa karışıklığı yapabiliyor. güzel, ince detaylar var ,küllük gibi ya da bahçedeki köpeğin belirli bi yeri kazmasi gibi. açıkçası arkadaşlarınızla eş zamanlı farklı platformlardan izleyip karşılaştırma yapabilirsiniz. benim senaryo ne yazık ki mutlu bitmedi :)
not: 9/10

bird box

2018 yapımı netflix serisi filmidir. açıkçası bendeki ilk izlenimi, öldüren sis filmi oldu. öldüren sis bildiğiniz gibi stephen king in ölümsüz eseri skeleton crew den esinlenilerek yapılmıştı. çok pesimist bi sonu vardı benzer öğeleri bird box ta da bulmak mümkün. belirsiz ve gizem her ne kadar canımı sıksa da olay örgüsü fena ilerlemedi.
not: 7.1/10

first man

başrolünde ryan gosling i gördüğümüz, biyografik film. neil armstrong un hayatını anlattıkları 2018 amerikan yapımı filmdir aynı zamanda. çok aşırı beğenmedim, film durgun geçiyor ama klasik "houston bir problemimiz var" ya da "neil için küçük insanlık için büyük adım" cümlelerini duyunca gülümseten bi yapısı var.
not: 7.2/10

the shining

stanley kubrick imzalı, psikolojik gerilim türündeki bu film içinde barındırdığı gizli mesajlarla izleyiciyi içine çekiyor. normalde türk korku filmleri bu konuda zaman zaman başarılı yapımlar ortaya koysa da, bu film beni gerçekten derin düşüncelere sevk etti. jack nicholson in oyunculuğu da tabi ki başka bir etmen. size bir ipucu: redrum...
not: 8.5/10

taken

türkçe çevirisi enteresan şekilde "96 saat" olarak çevrilen güzide film :d

eighth grade

2018 yapım amerikan yapımı olan bu film bir orta okul öğrencisinin son senesinde yaşadığı dönemi konu alıyor. bana ilk bakışta olay akışı bakımından ve konu itibariyle lady bird'i anımsatan bu film fena değil. bazı diyaloglar alıp geçmişe götürebilir ama bazen çok sıkıcı olabiliyor.
not: 6.5/10

karısını şapka sanan adam

1985 yılında basıma giren bu kitap nöroloji alanında ve kitabın yazarı ünlü nörolog oliver sacks. kitapta birçok ilgi çekici vak'a bulabilirsiniz, ilk başta zorunluluktan mülakatta soracakları için okumaya başlayıp, okudukça beni daha da içine çeken güzide kitap. eğer (bkz: house m.d) sevdiyseniz, bu kitap onun yazılı hali. okumayan herkese önerimdir.

detachment

şu an izlediğim filmdir. film öyle bir başladı ki , ben strese girdim. açıkçası yozlaşmış bir sistemle nasıl başa çıkılır sorusunun cevabını güzel şekilde veriyor ancak realitede bu kadar sabırlı insan var mıdır sormadan edemiyorum.
not: 8/10

yüzüklerin efendisi - ı - yüzük kardeşliği

serinin başlangıç filmi olsa da, hikaye, karakterler, savaş sahneleri ve diğer bütün detayları ile 10/10 olan efsane filmdir.

Toplam entry sayısı: 276

ahmet muhip dıranas

kalbe bıçak gibi giren hatırların
dilsiz olduklarını anlıyorum
kar yağıyor
ve ben hatırlıyorum

abdülkadir meriçboyu

nam-ı diğer, a.kadir

"ben bir kayısı ağacıyım,
haziran gelecek,
avuç içi kadar kayısılarım
ahmet’in ekmeğine katık olacaktır." haziran geldi. hem en sevdiğim hem en hüzünlü ay benim için. sevdiğim tüm şairleri bu ay yitirdim, sevdiğim tüm şairler en çok bu ay dillerde.

cemal süreya

metinlerde buluştuk, kopkoyu deyimlerde
koşut ve eşzamanlı okuduk kimi kitapları
o arada iki de defterimiz oldu
biri babasına daha çok benziyor
bir türlü kotarılamayan uğraş
ç harfini daha yeni dönmüşüz
gözlerimizde ibni sina bozukluğu
dostumuzsa bodrum'da dönmez geri
uzaklardaydın,oracıkta, öbür kıtada
keşke yalnız bunun için sevseydim seni

turgut uyar

bir gün sabah vakti kapıyı çalsam,
uykudan uyandırsam seni:
ki, daha sisler kalkmamıştır haliçten.
vapur düdükleri ötmededir.
etraf alacakaranlık,
köprü açıktır henüz.
bir gün sabah sabah kapıyı çalsam…

yolculuğum uzun sürmüş oldukça.
gece demir köprülerden geçmiştir tren.
dağ başında beş on haneli köyler,
telgraf direkleri yollar boyunca
koşuşup durmuş bizle beraber.

şarkılar söylemişim pencereden,
uyanıp uyanıp yine dalmışım.
biletim üçüncü mevki,
fakirlik hali.
lületaşından gerdanlığa gücüm yetmemiş,
sana sapancadan bir sepet elma almışım…

ver elini haydarpaşa demişiz,
vapur rıhtımdadır pırıl pırıl,
hava hafifiten soğuk,
deniz katran ve balık kokulu
köprüden kayıkla geçmişim karşıya,
bir nefeste çıkmışım bizim yokuşu…

birgün sabah sabah kapıyı vursam,
-kim o? dersin uykulu sesinle içerden.
saçların dağınıktır, mahmursundur.
kimbilir ne güzel görünürsün sevgilim,
bir gün sabah vakti kapıyı çalsam,
uykudan uyandırsam seni,
ki, daha sisler kalkmamıştır haliçten
fabrika düdükleri ötmededir...


özlemek hiç güzel değil.

göğe bakma durağı



yazık sevgime diyor birisi

güzel gözlü bir çocuğun bile

o kadar korunmuş bir yazı yoktu

ne denmelidir bilemiyorum

sevgim acıyor

gemiler gene gelip gidiyor

dağlar kararıp aydınlanacaklar

ve o kadar

tavrım bir şeyi bulup coşmaktır

sonbahar geldi hüzün

kış geldi kara hüzün

ey en akıllı kişisi dünyanın

bazan yaz ortasında gündüzün

sevgim acıyor

kimi sevsem

kim beni sevse

bangır bangır ferdi çalıyor evde

mahir ünsal eriş öyle öyküler yazıyor ki, öyküyü alıp bir balonun içine yerleştiresi sonra da yanlışlıkla elindeki ipin çözülmesiyle hava süzülmesini izleyesi geliyor insanın. öncelikle eğer birine, kalpten sevdiğiniz birine, acaba ne hediye etsem diye düşünüyorsanız, alabileceğiniz en sıcacık hediye mahir kitapları. tıpkı bangır bangır ferdi çalıyor evde, gibi bir sıcak mahir öyküsü de (bkz:olduğukadargüzeldik)
kitapta en sevdiklerim ise:
“oysa dedem, yalnızca karanlıkta kötü olunur sanıyordu.”
“içime bir ad koyacak olsam leyla derim, öyle güzelim.”
"içimde sevinçten yapılma kocaman bir balonun şiştiğini hissediyorum.” (ki ben hep böyle olurum, böyle anlatırım heyecanımı, üzüntümü, sevincimi)
not:bu da olduğu kadar güzeldik'ten

"ben niye yalnızım? şu köpek bile tasmasını kavrayan ele dönüp dönüp gülümserken, ben böyle sevdiğim, böyle kendimden vazgeçtiğim halde niye yalnızım, niye mutsuzum? çıkamadım işin içinden.”
mahir ünsal eriş, var ol, hepçe yaz

mutlu prens

bebelere baloooon, küçüklere büyüklere kitaaap!
kitap tavsiyesi isteyen birine, mutlu prens okusana' dediğimde, "hııı küçük prens okudum ben yuaa" bilmiş cevabını aldığım, küçük prensle karıştırılan fakat ondan kütlelerce değerli,hoş, güzel, sevimli kitap. iyiki de varsın (bkz:oscar wilde)

metin hara

tedx talks taki hayat hikayesinden sonra bir ilgi uyandırsa da çıkan haberlerden sonra 18 dakikada verdiği güveni bir çırpıda silen yakışıklı kişiselgelişimuzmanyazaryaşamkoçugelişim şeysi

hayvan mezarlığı

tasvir yeteneği bunca kuvvetli bir amcayı (bkz:stephen king) ve hayalimizde bunca ürkütücü bir perde oluşturan bu kitabı (bkz:hayvan mezarlığı) görünce bazen neden kamera neden film diyesi geliyor insanın. bırakın da kurbağalar turuncu oluversin hayalimizde. ille de yeşil diye göstermesiniz olmaz mı....

leylim leylim

böyle akşamlı saatlerden birinde mektupları okuduğumda, birbirlerine duydukları aşka, sevgiye, dostluğa, samimiyete sanki bir üçüncü kişi olmuştum istemeden. beni görseler ayıp olur diye gizliden bakmıştım. bakarken de hep iç geçirmiştim.. öyle yavan oluşunu hitaplarımızın, öyle kuru ve bayağılığını sohbetlerimizin ve sevgimizi aktarışımızın öylesineliğini görmüştüm...şöyle yazıyor mektupta;
“(…) seni sade, bir dost, bir sevgili, bir can parçam olduğun için değil; beni, bu garip ve tedirgin canı, yaşama tutkusuna umuttan, aşktan, ölümü unutturan güzelim sevdalardan yana o aziz duyulara, düşünlere sımsıkı bağlayan bir dünya olarak seviyorum. (…) “

sevgi ilk kriter olmalıysa eğer yaşamda, dua edelim, leyla gibi sevilebilmek mümkün olsun. sevgili arif'in kalbinden hepimize birer tane konsun.

arif v 216

bu güldürmedi
bu da
heh bu fena değildi bak
e bu da olmadı
dur ya şuna güleyim, dediğim sahnelerden oluşan film. nostalji dışında tek güzel yanı ise zafer algöz.

sabahattin ali

eskisi gibi

seneler sürer her günüm,
yalnız gitmekten yorgunum;
zannetme sana dargınım,
ben gene sana vurgunum.
başkalarına gülsem de,
senden uzakta kalsam da,
sevmediğini bilsem de
ben gene sanavurgunum.
dağları aşınca başım,
geri kaldı her yoldaşım,
gel sevgilim, gel kardaşım,
ben gene sana vurgunum.
gönlüm seninkine yardı,
aynı şeyleri duyardı;
ayaklarımız uyardı...
ben gene sana vurgunum.

ali kocatepe tarafından bestelenmiş şiir. bestesi ayrı güzeldir.

hakan mengüç

yeni (bkz:metin hara) !
ilk kitabının kapağı: elinde tuttuğu ney, hafif yüzüne dökülen kumral kıvırcık saçları, bebeksi yüzü, kirli sakalları, kazağının içine giydiği beyaz tişörtü ve o mahsun bakışı. gel de aşık olma!
hara, yarattığı tarzı limayla yıkınca yerine birinin gelmesi gerekiyordu elbet. buyurun ayağınıza geldi!
kitabın ismi : (bkz:ben ney’im)

ufak tefek cinayetler