cicilgostikeyi

Durum: 297 - 0 - 0 - 0 - 03.07.2019 20:15

Puan: 2441 - öğrenci

2 yıl önce kayıt oldu. 1.Nesil Moderatör.

Henüz bio girmemiş.
  • /
  • 30

leylim leylim

“ ben varım sevgili dost. ben varım canım kardeşim. bensiz üzülmene dayanamayacak kadar da egoistim. şuyum buyum her neyse ama ne duyarsan -sana nefretten gayrı- beraber duyuyorum senlen, bil bunu. “

leylim leylim

“çok öskedim seni. öskedim, bizim doğu dialektinde özledim demektir. neyini nereni hangi halini desem ki. sesini öskedim örneğin. yüzünü, şeytan çocuk gülüşünü, öfkeni, yeryüzünü ve kaskatı canımı ısıtan varlığını. şükür varsın. “

organize işler sazan sarmalı

çok sevdiğin biri var, artık yok. yerine kim gelmeye kalksa, onu arıyorsun. bulamıyorsun.
ne yapsa yeri dolmayacak.
aynı kült filmler de böyle. organize işler’in repliklerini aradım filmde. onun yerine koyabileceğim yeni replikler. ama yoktu. bunca övülen kıvanç tatlıtuğ’dan filmden geriye yalnızca gülüşü kalması yetmedi. bazı şeyler tekken daha güzel. yerine kimseyi getirmeye çalışmamalı.

kültür alışverişi

burada videolu anlatımını bulabileceğiniz, çocuk kitabı.

mış gibi

burada videolu anlatımını bulabilirsiniz.

boşluk

burada videolu anlatımını bulabilirsiniz

köpekler bale yapmaz

burada çocuklar için sözlü anlarım halini bulabilirsiniz.

nokta

burada çocuklar için sözlü anlatım halini bulabilirsiniz

büyük sözcük fabrikası

burada canlı anlatım halini bulabilirsiniz.

yavru ahtapot olmak çok zor

burada çocuklar için canlı olarak anlatılmış halini bulabilirsiniz.
  • /
  • 30

leylim leylim

"bir mavi gül bahçesi yorganım
uyku saçlarımın meçhul şarkısı
sonra yastığımda ilk gölgen kızlık
ve ilk unutuluş hürriyet raksı
yumuşaklığında köpükten öpüşlerin
mukaddes günahlar cenneti oda
dikişsiz beyazlığında tüllerin
bir ay süzülecek buluta
ve bir mavi şarap gözlerindeki
musiki gölgelerinde yorgun
sen hep öylesine güzel sevdalım
ben sana allahsızcasına vurgun"

oğuz atay

çünkü ben kitap değilim, çünkü ben öldükten sonra kimse beni okuyamaz. yaşarken anlaşılmaya mecburum.

the good doctor

hala fena devam etmiyor. bende zirve (bkz: house m.d) olduğu için onun üstüne çıkması imkansız. ama david shore imzası ile fena is çıkarmıyorlar. bazı bölümleri çok klişe olmasına rağmen izlenesi, tavsiye ediyorum :)

the good doctor

2017 yapım house m.d. nin de yapımcısı olan david shore imzalı yeni dizi. ilk birkaç bölüm beklediğim house esintisini vermemiş olsa da bu hikaye daha çok otizm ile ilerliyor. drama türüne girmesi ise onu farklı kılıyor. şimdilik fena değil.
not: 7/10

küçük şeyler 1

eskiden pazar sabahları saat 10'da her hafta olurdu. böyle tanıdık üstün hocayı, ahh nerde o zamanlar

donnie darko

filmde birçok ters köşe var. psikolojik ögeler barındırması ile birlikte insan davranışları üzerine güzel analizleri içeren mutlaka izlenmesi gereken filmlerin başında geliyor.
not: 7.9/10

karısını şapka sanan adam

ismine aldırmadan başlamanı tavsiye ederim, zira o ismin de bi hikayesi var kitapta :)

milena’ya mektuplar

büyük umutlarla ve beklentilerle başladığım ama okudukça bir anlamda hayal kırıklığı yaşatan nadir eserlerden. okudukça ,belki de milenanin cevaplarını görmediğimizden, kafka nin aşırı derecede kendi aşkının altında ezildigini hissettim. bu his bana bir şeylerin olması gerektiği gibi olmadığı izlenimini verdiği için bir türlü işin içinden çıkamadım, yani bir türlü kendime kabul ettiremedim. belki de kendimi kafka nin yerine koyup empati yapamadığımdan hayal kırıklığı oluştu. hayreti mucip

dedemin insanları

2011 yapım, başrollerinde çetin tekindor, yiğit özşener ve mert fırat'ı gördüğümüz güzel film. film yunanistan göçmeni bir ailenin türkiye'ye yerleştikten sonra yaşadığı dönemi ele alıyor, zaman zaman geriye dönüşleri de olan bu film kimi zaman verdiği mesajlarla da günümüz türkiyesine projeksiyon tutuyor. özellikle yurtdışında olupta izlemek hem keyif veriyor hem bir anlamda özlem gideriyor. film sökede geçiyor zaman zaman ege sahillerini de gösteriyor. insan izledikçe, ne kadar özlediğini farkediyor. tavsiye filmdir.
not: 7.8/10

requiem for a dream

2000 yapımı drama filmidir. hikaye can alıcıdir ve ilerledikçe grafiğin gittikçe düştüğünü görmekteyiz. gerçekten üzücü bir seyir olacaktır. ısrarla izlemenizi ancak zaman zaman rahatsız edici derecede sahnelere hazırlıklı olmanızı öneririm.
not: 7.1/10

Toplam entry sayısı: 297

ahmet muhip dıranas

kalbe bıçak gibi giren hatırların
dilsiz olduklarını anlıyorum
kar yağıyor
ve ben hatırlıyorum

abdülkadir meriçboyu

nam-ı diğer, a.kadir

"ben bir kayısı ağacıyım,
haziran gelecek,
avuç içi kadar kayısılarım
ahmet’in ekmeğine katık olacaktır." haziran geldi. hem en sevdiğim hem en hüzünlü ay benim için. sevdiğim tüm şairleri bu ay yitirdim, sevdiğim tüm şairler en çok bu ay dillerde.

cemal süreya

metinlerde buluştuk, kopkoyu deyimlerde
koşut ve eşzamanlı okuduk kimi kitapları
o arada iki de defterimiz oldu
biri babasına daha çok benziyor
bir türlü kotarılamayan uğraş
ç harfini daha yeni dönmüşüz
gözlerimizde ibni sina bozukluğu
dostumuzsa bodrum'da dönmez geri
uzaklardaydın,oracıkta, öbür kıtada
keşke yalnız bunun için sevseydim seni

turgut uyar

bir gün sabah vakti kapıyı çalsam,
uykudan uyandırsam seni:
ki, daha sisler kalkmamıştır haliçten.
vapur düdükleri ötmededir.
etraf alacakaranlık,
köprü açıktır henüz.
bir gün sabah sabah kapıyı çalsam…

yolculuğum uzun sürmüş oldukça.
gece demir köprülerden geçmiştir tren.
dağ başında beş on haneli köyler,
telgraf direkleri yollar boyunca
koşuşup durmuş bizle beraber.

şarkılar söylemişim pencereden,
uyanıp uyanıp yine dalmışım.
biletim üçüncü mevki,
fakirlik hali.
lületaşından gerdanlığa gücüm yetmemiş,
sana sapancadan bir sepet elma almışım…

ver elini haydarpaşa demişiz,
vapur rıhtımdadır pırıl pırıl,
hava hafifiten soğuk,
deniz katran ve balık kokulu
köprüden kayıkla geçmişim karşıya,
bir nefeste çıkmışım bizim yokuşu…

birgün sabah sabah kapıyı vursam,
-kim o? dersin uykulu sesinle içerden.
saçların dağınıktır, mahmursundur.
kimbilir ne güzel görünürsün sevgilim,
bir gün sabah vakti kapıyı çalsam,
uykudan uyandırsam seni,
ki, daha sisler kalkmamıştır haliçten
fabrika düdükleri ötmededir...


özlemek hiç güzel değil.

göğe bakma durağı



yazık sevgime diyor birisi

güzel gözlü bir çocuğun bile

o kadar korunmuş bir yazı yoktu

ne denmelidir bilemiyorum

sevgim acıyor

gemiler gene gelip gidiyor

dağlar kararıp aydınlanacaklar

ve o kadar

tavrım bir şeyi bulup coşmaktır

sonbahar geldi hüzün

kış geldi kara hüzün

ey en akıllı kişisi dünyanın

bazan yaz ortasında gündüzün

sevgim acıyor

kimi sevsem

kim beni sevse

bangır bangır ferdi çalıyor evde

mahir ünsal eriş öyle öyküler yazıyor ki, öyküyü alıp bir balonun içine yerleştiresi sonra da yanlışlıkla elindeki ipin çözülmesiyle hava süzülmesini izleyesi geliyor insanın. öncelikle eğer birine, kalpten sevdiğiniz birine, acaba ne hediye etsem diye düşünüyorsanız, alabileceğiniz en sıcacık hediye mahir kitapları. tıpkı bangır bangır ferdi çalıyor evde, gibi bir sıcak mahir öyküsü de (bkz:olduğukadargüzeldik)
kitapta en sevdiklerim ise:
“oysa dedem, yalnızca karanlıkta kötü olunur sanıyordu.”
“içime bir ad koyacak olsam leyla derim, öyle güzelim.”
"içimde sevinçten yapılma kocaman bir balonun şiştiğini hissediyorum.” (ki ben hep böyle olurum, böyle anlatırım heyecanımı, üzüntümü, sevincimi)
not:bu da olduğu kadar güzeldik'ten

"ben niye yalnızım? şu köpek bile tasmasını kavrayan ele dönüp dönüp gülümserken, ben böyle sevdiğim, böyle kendimden vazgeçtiğim halde niye yalnızım, niye mutsuzum? çıkamadım işin içinden.”
mahir ünsal eriş, var ol, hepçe yaz

mutlu prens

bebelere baloooon, küçüklere büyüklere kitaaap!
kitap tavsiyesi isteyen birine, mutlu prens okusana' dediğimde, "hııı küçük prens okudum ben yuaa" bilmiş cevabını aldığım, küçük prensle karıştırılan fakat ondan kütlelerce değerli,hoş, güzel, sevimli kitap. iyiki de varsın (bkz:oscar wilde)

metin hara

tedx talks taki hayat hikayesinden sonra bir ilgi uyandırsa da çıkan haberlerden sonra 18 dakikada verdiği güveni bir çırpıda silen yakışıklı kişiselgelişimuzmanyazaryaşamkoçugelişim şeysi

hayvan mezarlığı

tasvir yeteneği bunca kuvvetli bir amcayı (bkz:stephen king) ve hayalimizde bunca ürkütücü bir perde oluşturan bu kitabı (bkz:hayvan mezarlığı) görünce bazen neden kamera neden film diyesi geliyor insanın. bırakın da kurbağalar turuncu oluversin hayalimizde. ille de yeşil diye göstermesiniz olmaz mı....

leylim leylim

böyle akşamlı saatlerden birinde mektupları okuduğumda, birbirlerine duydukları aşka, sevgiye, dostluğa, samimiyete sanki bir üçüncü kişi olmuştum istemeden. beni görseler ayıp olur diye gizliden bakmıştım. bakarken de hep iç geçirmiştim.. öyle yavan oluşunu hitaplarımızın, öyle kuru ve bayağılığını sohbetlerimizin ve sevgimizi aktarışımızın öylesineliğini görmüştüm...şöyle yazıyor mektupta;
“(…) seni sade, bir dost, bir sevgili, bir can parçam olduğun için değil; beni, bu garip ve tedirgin canı, yaşama tutkusuna umuttan, aşktan, ölümü unutturan güzelim sevdalardan yana o aziz duyulara, düşünlere sımsıkı bağlayan bir dünya olarak seviyorum. (…) “

sevgi ilk kriter olmalıysa eğer yaşamda, dua edelim, leyla gibi sevilebilmek mümkün olsun. sevgili arif'in kalbinden hepimize birer tane konsun.

arif v 216

bu güldürmedi
bu da
heh bu fena değildi bak
e bu da olmadı
dur ya şuna güleyim, dediğim sahnelerden oluşan film. nostalji dışında tek güzel yanı ise zafer algöz.

sabahattin ali

eskisi gibi

seneler sürer her günüm,
yalnız gitmekten yorgunum;
zannetme sana dargınım,
ben gene sana vurgunum.
başkalarına gülsem de,
senden uzakta kalsam da,
sevmediğini bilsem de
ben gene sanavurgunum.
dağları aşınca başım,
geri kaldı her yoldaşım,
gel sevgilim, gel kardaşım,
ben gene sana vurgunum.
gönlüm seninkine yardı,
aynı şeyleri duyardı;
ayaklarımız uyardı...
ben gene sana vurgunum.

ali kocatepe tarafından bestelenmiş şiir. bestesi ayrı güzeldir.

hakan mengüç

yeni (bkz:metin hara) !
ilk kitabının kapağı: elinde tuttuğu ney, hafif yüzüne dökülen kumral kıvırcık saçları, bebeksi yüzü, kirli sakalları, kazağının içine giydiği beyaz tişörtü ve o mahsun bakışı. gel de aşık olma!
hara, yarattığı tarzı limayla yıkınca yerine birinin gelmesi gerekiyordu elbet. buyurun ayağınıza geldi!
kitabın ismi : (bkz:ben ney’im)

ufak tefek cinayetler

bird box

bana ilk anda walking dead havası sezdiren, -kurgu coloristleri bile aynı sanki- böyle senaryolar tutuyor buradan yürüyelim dediklerini düşündüğüm, yine de hoşuma giden film. merak uyandırdı mı, evet. şaşırttı mı, sonu hariç evet. tavsiye edilir mi, tabi neden olmasın