yarım akıllı

Durum: 123 - 0 - 0 - 0 - 30.10.2018 23:32

Puan: 681 - öğrenci

1 yıl önce kayıt oldu. 1.Nesil Yazar.

Distopya eserleri, tarihi ve siyasi konular Yarım akıllı kendi halinde özgür ruhlu bir deli
  • /
  • 13

beyaz zambaklar ülkesinde

bu kitabın içeriği üzerine uzun uzun yazmak gelmedi içimden. beni etkileyen o küçük ülkenin müthiş gelişiminin bir gün bizim ülkemizde de olabilir mi düşüncesiydi. bizim ülkemizde kendi hayat mimarlarını ve kurucularını, idealistlerini oluşturabilecek mi? bir gün dürüst ve ahlaklı bireylere sahip bir millet olabilecek miyiz? kitapta bahsedilen snealman'dan daha büyük bir önderimizi erken kaybetmenin neticesinde ya daha uzun yaşasaydı düşüncesi akla geliyor. atam biraz daha ömrü vefa etseydi bugün arzu ettiğimiz nesiller genlerimize işleyerek yetişebilir miydi? kitap kendi ülkemi ve insanlarımı sorgulamama neden oldu. bu kitabın yetişkinlerden ziyade gelişme çağındaki genç ve çocuk nesline okutulması ve ülkeleri için idealist birer hayat mimarı olmaları için ilk adım atılmalıdır diye düşünüyorum. umarım bu güzel ülkem birgün yeni destan yazarak örnek bir halk ve başarı hikayesine tekrardan sahip olabilir.

başlangıç

dan brown tarafından yazılmış eserde açıkca bir din eleştirisi mevcuttur. dinin gerek olmadığını ve dinlere savaş açan bir karakter üzerinden kitabı şekillendirmiş. fakat burada brown tüm dinlere karşı savaş halinde odemek yersiz olurdu. brown bilimi savunan ve fütürist bir karakter üzerinden her zaman ki gibi hristiyan dünyasını ve dogmalarını eleştirmiş. eserde langdon üzerinden belki de kendi inanışını belli etmiş (tanrı inancı olduğunu belirtmiş) fakat dinlerin bilime karşı olan dogmalarını eleştirmiş ve özellikle evrim teorisini kabul etmesine yönelik bir rahip üzerinden vatikan ve hristiyan dünyasına mesaj verdiğini düşünüyorum. brown ayrıca eserde teknolojik gelişimden dem vurarak aslında malumun ilanı olan ve günümüzde de tartışılan teknoloji ve makineler üzerine kitabın sonunda ütopik bir varsayımda bulunuyor. kitapta ayrıca ispanya'nın monarşi ve kraliyet ailesini de katı inançları üzerinden eleştirirken bir yandan da ispanya'nın tarihi mekanlarına üzerine detaylı güzel bir tasvirde bulunmuştur. bir de değinmeden edemeyeceğim modern sanatlara yönelik detaylı bilgiler vermesi ve insanda merak uyandırması eseri çekici kılan diğer bir konuydu. ki şahsen bir çok sanatçı ve eserini ilke kez duymanın utancıyla detaylı not aldım ve bir an önce araştırmaya başlayacağım.

isabel allende

ısabel allende 1942 yılında lima kentinde doğdu. şili'nin eski cumhurbaşkanı salvador allende'nin yeğeni olan ısabel allende,17 yaşında gazeteciliğe başladı. general pinochet'nin faşist bir askeri darbeyle yönetime el koymasından sonra ülkesinden ayrılmak zorunda kaldı. san francisco'ya yerleşti. 1982'de yazdığı ilk romanı ruhlar evi büyük yankılar uyandırdı. sürgünde yazdığı bu romanı kadar öteki kitaplarında da ülkesinin acılarını, ülkesine ve yitirdiklerine duyduğu özlemi masalsı, gizemli bir anlatımla dile getirdi. yapıtlarının bir bölümü sinemaya da aktarılmıştır. (bkz:ruhlar evi)

dr. moerau'nun adası

(bkz:h. g. wells) tarafından yazılmış ısbn-9758607273 numaralı bilmkurgu ve distopya türünde yer alan ve ithaki yayınları tarafından yayınlanan eserdir.

kitap aslında insanların nerede hayvanlaşıp, insani özelliklerini yitirebileceğini, hırsları karşısında sınırları nasıl aşabileceğini metaforlar üzerinden anlatıyor.sizi istemeseniz bile okurken düşünmeye, kendinizi ve insanlığı sorgulamanıza yol açacak kadar etkileyici metaforlar dizisi olarak kütühanenizde bulunması gereken eserlerden biri.

ruhlar evi

ısbn 9755102160 numaralı can yayınları tarafından satışa sunulmuş ve ısabel allende tarafından kaleme alınmış bir kitaptır.
kitap için arka tanıtım yazısında neruda cenaze töreni, pinochet'in son saatleri gibi durumları anlattığı söylense de bu konulara neredeyse yok denecek az değinmiş ve kitap içinde bu isimler kullanılmıştır.
kitabın ilk 300-320 sayfasında şili'nin toplumsal yapısı aşk ve burjuva katmanları üzerinden irdelenmektedir. bir gencin aşık olması, azmi, hüznü, burjuvaya yükselerek kaybettiği duyguları başlayarak kendi ailesi ve devam eden kuşakları üzerinden toplumu ve insanı anlatmaktadır. hayatının son döneminde ise kaybettiği insani duygularına tekrar dönüşünü şili tarihinin en kanlı askeri darbesiyle birlikte yaşadıkları sonucu olduğunu gözlemliyoruz. dili büyülü gerçekçilik akımından izler taşısa da gabriel garcia marquez gibi etkili değildir. kitap bütünlük açısından konu bağlamında güzel olsa da, neruda'nın cenaze töreni ve devrik lider pinochet hakkında daha çok bilgi ve toplumun görüşlerinin de betimlemesinin yapılmasını beklemiş olduğumdan o konuda küçük bir hayal kırıklığı içinde kaldım. genel olarak kütüphanenizde olması gereken güzel bir eser.

savaş sanatı

içeriğinde ise günümüz içinde örnek alınarak uygulanabilecek alınabilecek bir çok madde bulunmaktadır. düşmanı tanı, zayıf yönlerini belirle, en uygun zamanı ve yeri belirle diyerek günümüz hayatında ayakta ve güçlü kalmanın yönlerine atıf yapmaktadır.

bir delinin hatıra defteri

absürt gözüktüğü kadar ilgili dönemin sosyal yapısı ve devletini eleştiren güzel bir eser. bana göre en etkileyici eser palto hikayesiydi.

dr. moreau'nun adası

(bkz:h.g. wells) bilim-kurgu türünün önde gelen yazarlarından olan wells tarafından yazılmış eserdir. eserde bir ada da yapılan gayri resmi bilimsel çalışmaların sonucu ortaya çıkan durumlar üzerinden insan davranışlarını sorgulamaktadır. bu adaya kazara düşen bir karakter üzerinden olan biten anlatılmaktadır. eserin temelinde insanın hayvansı karakteri üzerine göze çarpan betimlemeler yapılmaktadır. eser okunması gereken önemli bilim-kurgu eserlerindendir.
"insanlara bakıyorum ve dehşete düşüyorum... sanki içlerindeki hayvan sürekli dalgalanıp kabarıyormuş gibi geliyor." kitabın bana göre öne çıkan özet cümlesi diyebiliriz.

ölümcül yumurtalar

(bkz:mihail bulgakov) tarafından yazılmış ve yine bilim insanları üzerinden dönemin sovyet rusya'sını eleştiren eserdir. bürokrasi ve adam kayırmalarının nelere sonuç verebileceğini ütopik bir finalle anlatmaktadır. kitap bugün ki ülkemiz yapısı ve sistemini anlamak içinde güncel geçerliliği olan bir eserdir :)
okuması zevkli ve akıcı bir çeviriye sahiptir.

genç bir doktorun anıları

bulkagov'un tecrübesiz bir doktor olarak görev yaptığı dönemde karşılaştığı vakaları ve durumları anlattığı eseridir. vakalar üzerinden dönemin sovyet'inde kırsal toplumunun davranışlarını ve eğitim durumu üzerine bilgiler vermektedir. ayrıca anlatılan hikayelerden başarı için neler yapılması gerektiğine dair nüanslarda elde edilebilir.
  • /
  • 13

m’ars

mehmet arslan tarafından yazılmış olup 1 ekim 2018’de ilk baskısı yapılan kitap. ayrıca kitap, 9786057531018 ısbn numarasına sahiptir.

kasım ayı hediye kitap :)

hediye kitaplarımızı hedef 1 milyon kitap organizasyonuna ulaştırdık instagramdan bir kitapla başlayan yolculuğumuzu, ilk kütüphanemizle taçlandırdık. ve amacımız ihtiyacı olan başka okullara da ulaşmak olan hesaba gönderdik sizlerde kitap göndermek isterseniz hesap bu
https://www.instagram.com/birmilyonktap/

kasım ayı hediye kitap :)

@yarım akıllı üyemiz bu ay kazandığı kitabı çok güzel bir davranış sergileyerek hakkını bir kütüphaneye hediye edilmesini istemiştir ve gerekeni yapıyoruz ihtiyacı olan bir kütüphaneye kitap hediye edeceğiz bu davranışı için tekrar arkadaşımıza teşekkür ediyoruz.
burdan hangi kütüphaneye kitap hediye ettiğimizin bilgisini paylaşacağım ;)

kasım ayı hediye kitap :)

an itibariyle kasım ayı kitap kazanan üyemiz @yarım akıllı kendisini tebrik ederiz.
yazılarının devamını dileriz :)

kasım ayı hediye kitap :)

tebrik ederim. arkadaşı ben de takip ediyorum. gerçekten kaliteli ve dolu dolu paylaşımlar yapıyor. yeni kitabın hayırlı olsun :)

Toplam entry sayısı: 123

canistan

yusuf atılgan eserlerinde yer alan insan davranışları ve psikolojisini yine sivri bir şekilde elestirerek anlatmıştır. kitapta; yazar hikayesiyle birlkte insan ruhunun karanlık yönlerini ortaya çıkarmak istemiş ve bizi bu acı gerçekle başbaşa bırakmıştır. ne kadar inkar etsek bile bir gerçek var ki insan vahşi ve ilkel bir yapıya sahiptr. en iyi diye nitelendirdiklerimiz icinde bile her daim karanlık bir yön ve tohum vardır. ınsan oyle birşeydir ki avlanmak icin en uygun zamanı bekleyen bir hayvan gibi kinini yıllarca icinde besleyip en derinlerde saklayabilir. ta ki intikam alıncaya kadar. yusuf atılgan bu gerçeği acımadan yüzümüze vurmuştur. kalemine sağlık.
➡️kitapta; iki çocukluk arkadaşının hikayesi anlatılmaktadır. ıki çocuktan birinin köyden ayrılmıştır. yıllar sonra diğerinden intikam almaya döner. lakin diğeri ne kötülük yaptığını bilemez. ıki arkadasin hayatları ve sonlarına dair çarpıcı bir eserdir. kitap 3 bölümden oluşsa da aslında yusuf atılgan dört bölüm olmasını istemesine rağmen ömrü yetmemiştir. kitap bu haliyle bile bitmiş bir eser gibidir.(bkz:yusuf atılgan)

franz kafka

kafka denince aklıma dönüşüm ve insan davranışlarını müthiş betimlemesi gelir.

profesyonel

dünyaca ünlü sırp yazar duşan kovaçevic, yugoslavya’daki büyük dönüşümden önceki ve sonraki toplumsal-politik yaşamı, bir entelektüelin yaşamöyküsü içinde, karakomedi türünde ve ironik bir üslupla anlatıyor. 40 yaşlarında bir edebiyat adamı, bir sekreter ve bir gizli polisin süprizlerle dolu soluk soluğa izlenecek hikayesi.
burda oyunda devleşen isim benim için bülent emin yarar olmuştur. yetkin dikinciler performansı da etkileyicidir. oyun kapalı gişe oynamaktadır. bilet almak için avm içinde koştuğum kadar başka zaman koşmamışımdır :)

kör baykuş

delilik!
insanın tutkuları,beklentileri ve amaçları ne kadar büyük ve hayal kırıklığına uğramışsa üzerinde yarattığı yıkımda o denli büyük oluyor.tıpkı sadık hidayet'te görüldüğü gibi.ülkesine, ülkesinin gelişimine ve daha insanca bir yaşama inancına rağmen bekletilerinin uzağında kalan gerçekler neticesinde ruhunda oluşan büyük yıkıma dayanamayarak 1951'de hayatını sona erdirmiş.kitabında yarattığı bir kahraman ile delilik ve kişilik bölünmesi üzerinden kendi ruhsal çalkantılarını ve hayal kırıklıklarını anlatmış gibi durmaktadır.insan psikolojisi üzerine bize farklı fikirler edindiren eser; yaşamın,yaşanmışlıkların ve yaşanamayanların,acıların ve hayal kırıklıklarının insanın iç dünyasında yarattığı etkilerin sarsıcı bir şekilde somutlaşmış halini göstermektedir.yaşanılan zorluklar insana kendi içinde bir hayal dünyası kurdurabilir ve gerçek ile gerçek olmayan birbirine karışır.insan yavaş yavaş akılla delilik çizgisinde salınmaya başlar.kime göre hangisi delilik kime göre hangisi gerçeklik.ya akıllı olup acı çektiğimiz dönem asıl delilik ise, insan delirirken akıllanıyorsa.sadık hidayet eseriyle bizi de o delilik-akıllı ve kişilik bölünme çizgisinde gezdiriyor. sanırım hepimizin açığa vurmadığı farklı kişilikleri ve maskeleri mevcut.
eser zor başlarken ilerleyen bölümde konu bütünlüğü sağlanmaya başlıyor.fazlasıyla kasvetli ve ölüm üzerine geçen diyaloglar sizi yorabilir. fakat eseri ve gerçekte yazarın ruhsal durumunu anlamak için çaba sarfederek bu diyalogları iyi anlamak gerekiyor.kitabın özetine pek değinemeyeceğim çünkü ufak bir anlatım tüm hikayeyi size verebilir. kısa bir kitap olan eser kendi içinde insan psikolojisi üzerine derin anlamlar barındıran değerli bir başyapıttır.

büyük ihanet

mete yarar tarafından yazılan eser ıncirlik üssünün amerika tarafından bir gecede boşaltılması ve 15 temmuz öncesinde doğu,güneydoğu ve suriye hattında yapılan terör eylemleri ve hazırlıklarının bir istihbaratçı tarafından araştırılması üzerine kurgulanmıştır. teror eylemleri ve silah sevkiyatları ile neler amaçlanmakta ve türkiye nasil bir çıkmaza sokulmak istenilmektedir. amaç nedir ve kim tarafından organize edilmektedir?

kör baykuş

delilik!
insanın tutkuları,beklentileri ve amaçları ne kadar büyük ve hayal kırıklığına uğramışsa üzerinde yarattığı yıkımda o denli büyük oluyor.tıpkı sadık hidayet'te görüldüğü gibi.ülkesine, ülkesinin gelişimine ve daha insanca bir yaşama inancına rağmen bekletilerinin uzağında kalan gerçekler neticesinde ruhunda oluşan büyük yıkıma dayanamayarak 1951'de hayatını sona erdirmiş.kitabında yarattığı bir kahraman ile delilik ve kişilik bölünmesi üzerinden kendi ruhsal çalkantılarını ve hayal kırıklıklarını anlatmış gibi durmaktadır.insan psikolojisi üzerine bize farklı fikirler edindiren eser; yaşamın,yaşanmışlıkların ve yaşanamayanların,acıların ve hayal kırıklıklarının insanın iç dünyasında yarattığı etkilerin sarsıcı bir şekilde somutlaşmış halini göstermektedir.yaşanılan zorluklar insana kendi içinde bir hayal dünyası kurdurabilir ve gerçek ile gerçek olmayan birbirine karışır.insan yavaş yavaş akılla delilik çizgisinde salınmaya başlar.kime göre hangisi delilik kime göre hangisi gerçeklik.ya akıllı olup acı çektiğimiz dönem asıl delilik ise, insan delirirken akıllanıyorsa.sadık hidayet eseriyle bizi de o delilik-akıllı ve kişilik bölünme çizgisinde gezdiriyor. sanırım hepimizin açığa vurmadığı farklı kişilikleri ve maskeleri mevcut.
eser zor başlarken ilerleyen bölümde konu bütünlüğü sağlanmaya başlıyor.fazlasıyla kasvetli ve ölüm üzerine geçen diyaloglar sizi yorabilir. fakat eseri ve gerçekte yazarın ruhsal durumunu anlamak için çaba sarfederek bu diyalogları iyi anlamak gerekiyor.kitabın özetine pek değinemeyeceğim çünkü ufak bir anlatım tüm hikayeyi size verebilir. kısa bir kitap olan eser kendi içinde insan psikolojisi üzerine derin anlamlar barındıran değerli bir başyapıttır.

canistan

yusuf atılgan eserlerinde yer alan insan davranışları ve psikolojisini yine sivri bir şekilde elestirerek anlatmıştır. kitapta; yazar hikayesiyle birlkte insan ruhunun karanlık yönlerini ortaya çıkarmak istemiş ve bizi bu acı gerçekle başbaşa bırakmıştır. ne kadar inkar etsek bile bir gerçek var ki insan vahşi ve ilkel bir yapıya sahiptr. en iyi diye nitelendirdiklerimiz icinde bile her daim karanlık bir yön ve tohum vardır. ınsan oyle birşeydir ki avlanmak icin en uygun zamanı bekleyen bir hayvan gibi kinini yıllarca icinde besleyip en derinlerde saklayabilir. ta ki intikam alıncaya kadar. yusuf atılgan bu gerçeği acımadan yüzümüze vurmuştur. kalemine sağlık.
➡️kitapta; iki çocukluk arkadaşının hikayesi anlatılmaktadır. ıki çocuktan birinin köyden ayrılmıştır. yıllar sonra diğerinden intikam almaya döner. lakin diğeri ne kötülük yaptığını bilemez. ıki arkadasin hayatları ve sonlarına dair çarpıcı bir eserdir. kitap 3 bölümden oluşsa da aslında yusuf atılgan dört bölüm olmasını istemesine rağmen ömrü yetmemiştir. kitap bu haliyle bile bitmiş bir eser gibidir.(bkz:yusuf atılgan)

gabriel garcia marquez

marquez usta ile gazetede sahte ölüm haberiyle tanıştım. merak edip kirmizi pazartesini okudum. okuduktan sonra kitabın etkisinden hala çıkamadım. sonrasında kolera günlerinde aşk, yüzyıllık yalnızlık, şili'de gizlice, iyi kalpli erandra, aşk ve öbur cinler,ser saati, albaya mektup yok, benim hüzünlü orospularim, on iki gezici öykü diye devam ettim ve ediyorum. marquez ile birlikte pablo neruda ile de tanıştım. müthiş bi sairi okumama da vesile olmuştur. marquez kitapları bağımlılık yaratabilir uyarısı olmalı kitaplarının üstünde:)

1984

ınsani kölelestirebilirsiniz, zincire vurabilirsiniz ama fikirlerini ve duygularını asla esir edemezsiniz. ınsanda en güçlü fikir özgürlük ve en güçlü duygu aşktır. ne kadar baskı altında tutarsanız ne kadar esir etseniz de insandan özgürlük fikrini alamazsınız. vfv filminde de dediği gibi fikirlere kurşun işlemez. ınsan yaşadıkça aşk daima var olacaktir. ınsani ayakta tutan, insanı insan yapan ask hiçbir zulmü ve baskıyı kabul etmez. en kötü koşullarda da, en büyük esaretler de özgürlük ve aşk insanı yaşatır, umut verir. kitabin konusuna girmeyeceğim. aşk ve özgürlük düşüncesi üzerinden despot yönetim sistemini eleştiren olağanüstü bir eser. distopya türünün önde gelen eserlerindendir. eğer imkaniniz varsa bu kitaptan once mutlaka cesur yeni dünya kitabını okuyunuz. okumanız ve okumanız gereken george orwell eseridir.

lavinia

kitaba ismini veren ve feridun düzağaç tarafından şarkı olarak seslendirilen en güzel şiir:
lavinia
sana gitme demeyeceğim
üşüyorsun ceketimi al
günün en güzel saatleri bunlar
yanımda kal

sana gitme demeyeceğim
gene de sen bilirsin
yalanlar istiyorsan yalanlar söyleyeyim
incinirsin

sana gitme demeyeceğim
ama gitme lavinia
adını gizleyeceğim
sen de bilme lavinia.